
geçmişi düşünmek neden hep hüzünlendirir?biraz acı verir ya anılar,bi için sıkışır bi hoşuna gider bi karıştırır kafanı.daha mı iyidim ne diye düşündürür..anılar biriktikçe, ağırlaşır ya değerleri..içtiğin bi fincan kahvenin yerini hatırlar,kokusunu duyarsın istemsizce...sanki barlarda, o tadına doyamadan içtiğin içkileri yapan bi barmen kalmamıştır artık...o şuursuzca dağıttığın günleri tebessümle anımsar elini göğsüne koyar iç geçirirsin...
daha çocuksundur daha cesursundur..elin yanmamıştır.. kalbin çok da çizilmemiştir henüz.gözüne bakmak yeterdir ya o zamanlar, dokunmak lükstür daha...haddin diildir diye düşünürsün...zamanı vardır...
zaman:gittikçe zamlanan AN...üst üste binen geçmişin gölgeleri, hayaletleri, paçana yapışan çamur,elinin kiri,patavazsız söylemlerin,pişmanlık duyduğun dakikalar,iyi ki yapmışımların,keşkelerin...bi bilebilsen keşkelerini,binmeden zamlar geri çekebilsen zamanları...vitesi 3 ten 2 ye alır gibi kolay olsa dönüşüm...
öğrenebilsen kırıkları bi araya getirdiğinde eskisi gibi olmasa da yeni bi yaratımla bambaşka çöplere dönüşebileceğini...
çöpler :hakkımızda en çok bilgi sahibi olanlar...yerleşik düzenimizin hakimleri...bilinçli olarak geçmişe gönderdiğimiz...umutlarımız,çabalarımız,emeğimiz,yetilerimiz,sebeplerimiz,kör gözlerimiz,sağırlaştığımız,dilsizleştiğimiz o saniyelerimiz...
düşünebilsen çöplerin gittiği yerin; bilinçaltı kalıntılarının boşlukları olduğunu...o boşlukları cuk diye doldurduğunu....
boşluk:kapattığında iki küçük dünyanı kendini en tedirgin ve en huzurlu hissettiğin yer...beyazın; ''tümü'' içinde barındırdığı,siyahın sadece alacakaranlık olduğu hoşluk bölgesi...
karar:durmadan vermen gereken şey!!!
söyle bana...
boşa geçen zaman-ım mısın?
geriye yollayacağım çöplerden biri mi?
boşluktaki renkler-im mi?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder