MELİMELO

MELİMELO

31 Ocak 2010 Pazar

E K S İ _ S I N I R L A R


Gidenler geri gelmezmiş gibi; şimdi onun için akıttığı gözyaşları parça parça iniyordu karanlığa. Parçalıyordu yanaklarını. Onlar bile katılaşmıştı. Hayat suyu dondu içinde. Kaskatıydı artık. Artık ölüme bir vardı ve rakamlar saniyesiz ilerliyorlardı bilmediği bir hızla. Patlamak üzereydi.
Hiç dönemez sanmıştı. Varsayımlar yalnızca matematikte doğruluyorlardı varlıklarını. Sayımlar,saymak,anları,anıları ve binlercesini dakikaların. Onu,anlara sığdırmıştı şu kısacık zamanda. Bir düşündü ve bitirebildi o anda. Bu kadar kısa kalabildiğine göre çok da büyük diil miydi aşkı?

Gelenler, gittikleri için dönebilmişlerdi. Bir eylem gerçekleştirebildikleri için. Oysa o duran bir obje olarak kalmıştı sonsuzlukta...Yıldızlar bile kayarken milyonlarca ışık yılı uzakta, o hep duran olmuştu. Duran o; bir eylem olarak beklemeyi bile unutan olmuştu. Damarları sıkışık, beyni karışık...Atık bir zehir gibiydi ama kendineydi zararı. Ona dokunmayan bin yıl yaşasın ısrarındaydı. Onu, o yapan gücünün; eksi sınırlarını zorluyordu hınzırca ve yorgundu artık elleri. Yüzü gülme isteğinde, elleri kapamaya üşengeç dudaklarını, sesi; yankı yankı kulaklarında, sanki hep kötü bir kahkaha çınlıyordu etrafta. Kalemi oldu dili, bozuldu sözcükleri. Hep ona ait şeyler yazdı gözleri. Yalnızca gözleri sevdi aslında... koca bir yalandı dili…

29 Ocak 2010 Cuma

İ L İ Ş K İ _ İ L İ Ş İ K _ İ Ş K İ L


Uyandım saat 12.00 tabii ki Doğa'nın telefonuyla. Ben insomniac o erkenci. Böyle miydi yıllar evvel hayır! Ben erkenciydim o keyifçi.

Garip garip rüyalar gördüm bır kısmı aklımda, kalanı gün içinde çağrışa çağrışa gelir biliyorum daha önce de olmuşluğu var. Bir Türk kahvesi için neler vermezdim şu anda....

Eski sevgili rüyalarını bilir misiniz? Saçma sapan zamanlarda gördüklerinizi ama, hani onun için yanıp tutuşurken sizinle olmadığı zamanlardakileri demiyorum. Onunla hiç alakanızın kalmadığı zamanlardakileri diyorum. Nasıl da gerçek gibidir o rüyalar. Sanki sabah kalktığınızda telefon çalacak ve hiçbirşey değişmemiş gibi hayat akıp gidecek sanırsınız.Ama yoo işin aslı öyle değil. İşin aslı bence şu; bilinçaltında onu aslında affetmek isteği. Yoksa durup dururken dehlizlere attığın adamı ne diye görüyorsun di mi rüyanda. Benim affetmediğim kimse yok kardeşim. Hayatım boyunca da tepki aldım bu tavrımdan dolayı. Özellikle de geleneksel kız toplantılarında. Hayatta herşey karşılıklıdır. Kötü bir bitiş sizi belki de mükemmel bir ilişkiye hazırlar. Kimse on numara değildir. Karşınızdakini hatalarıyla sevmeyi öğrenin. Kimse kimseye ait değildir bu hayatta unutmayın. Savaşmak istediğiniz sürece savaşın ama özünüzde pes etmeliyim alarmını duyduğunuz anda bırakın. Sonrası eziyet sonrası keder çünkü....Davranış şekilleri karşılıklı olmalıysa da sevgi karşılıklı değildir. Sevgi kişiye özeldir, çok büyük olmasına rağmen paylaşılmaz aslında. Yılların kandırmacasıdır söylenenler. Tek başınıza kocaman severseniz sonunda kimseyi suçlamak zorunda da kalmazsınız. Bu insan egosu olduktan sonra kendimizi çok çabuk affedebiliriz.Yakında 14 Şubat....Bu konuya ayrıca değineceğim...Gün içinde görüşürüz.

28 Ocak 2010 Perşembe

C A N I N I Z _ N E _Ç E K T İ ?


Hava soğuk. Asmalımescit'te tek tük insan, bereleri ve eldivenleriyle oturuyor.Kimi sıcak çay içiyor kimi havaya inat buz gibi bira....Kafada haftasonu programları, arkadaşlara edilen telefonlar, nereye gidilir araştırmaları, facebookta ayıp olmasın adına, belki diye işaretlenen eventler... Kovaların doğum haftası başladı.Ard arda doğum günleri ve alternatif mekan arayışları...Derdinize derman; arkadaşım Hazal Yılmaz'ın sitesini ziyaret etmeden keyif yapmak konusunu bir daha düşünün derim. Nerde ne yenir ne içilir, indirimler, sergiler, konserler, tasarım meraklıları için çözümler,zaman zaman yurtdışı gezilerinden notlar ve daha neler neler...İşte meraklısı için; http://hazalyilmaz.com/anlamarama/


İnternetin başındasınız. Belki de ismini daha önce duyduğunuz ama dinlemediğiniz bir grup benden size tavsiye http://www.myspace.com/kitschcraft
beğenirseniz alın size en yakındaki konserleri SYNTH-POP MINIFEST İSTANBUL - 20 Şubat 2010 Cumartesi - 21.00 PEYOTE'de Kitschcraft.

Size iyi gezinmeler... Ben yemek yapmaya gidiyorum. Gecenin menüs
ü klasik anne mutfağının seçkin örneklerinden kızarmış ev patatesi, makarna ve köfte.Yanında yoğurtla leziz...

T O P U K _ S E S İ

KIRMIZI AYAKKABILI KIZ


Kadın olmak;
Zor zannattir kadın olmak. Çocukluktan ergenliğe, ergenlikten yetişkinliğe en hızlı geçiş yapan türdür çünkü. Daha doğarken; dişilik vasıflarını beraberinde getirir genlerinde.Pratik olmalıdırlar, zeki, esnek, anlaşılabilir, yemek yapan, iyi kız, iyi anne, iyi giyinen, bakımlı, entellektüel, kriz yaratmayan ve hatta kriz çözücü...Kadın denilen varlık edebiyata bu kadar ilham verirken çağlardır, destan destan yazdırırken kendini, kendi destanını yazamamıştır.Neden? Nedeni benden, çünküsü sizden...
Zor zanaattir kadın olmak.Duyulmuyorsa uzaktan kırmızı ayakkabının topuk sesi;
yazamamışsan hayatını şiir gibi, işleyemediysen annenin oyası gibi kişiliğini, geçememişsen zamanın önüne,mazini ekleyememişsen anılarına, başarı; ütopik bir dağ ise gözünde, ey bre deyyus ' KADIN ' mısın sen? Duyduğun anca, olur başka destanların topuk sesi...

G Ü N Ü N _ M E N Ü S Ü


Çorba niyetine koyu bir kahve

Aperatif olarak Facebook' a girmemek

Ana yemekte; soğuk kış gününe özel arkadaş toplantısı

Tatlı olarak kırık buzlu Cardinal Melon

İ Ş T E _ B A Ş L A D I K

30' a / 2 kala insan; hayatındaki beklentilerini
azaltacağına, çoğaltmak konusunda daha başarılı bir
profil çizmeye başlıyor.
Bir film izledim hayatım değişti. Bir şarkı dinledim
içime işledi. Para değil dost biriktirdim. Çok oturdum.
Çok konuştum. Çok gözlemledim.
Paylaşmanın vakti geldi. Sonunda ben de blogger oldum mu? Blogger olunmaz doğulur mu? Başarıyı izlenilirlik mi belirler yoksa
yetenek mi? Bunun kararı sizden, yazıp okutabilmesi benden. İşte başladık.
Duygu dedektifi iş başında...